Sunday, August 31, 2008

fabl2

Köftehan ile Paslıhan çift yumurta ikizleriydi..Hayata gözlerini açtıkları o büyülü, o fantastik andan itibaren günlerini beraber geçirmişlerdi..Hamakta beraber sallanmış, kafalarını suya sokmadan yaşamış,hatta bazı söylentilere göre yıkanmamışlardı. Paslıhan yıllar geçtikçe serpildi, güzelleşti. Tek bir sorunu vardı; boyun fıtığı..Köftehan, Paslıhana bu acı tecrübesinde yardım etmiş, onu bir an olsun yalnız bırakmamıştı.

* * *

İnsanoğlunun zaafları Paslıhanda mevcuttu..Paslıhan sucuğa karşı koyamıyordu..Halbuki Köftehan sucuğa karşıydı. Köfte yemek dururken sucuğa ne gerek vardı??Fakat Paslıhan durmak bilmeden sucuğa abandı.Evde sucuk yedi..Okulda sucuk yedi..Pizzaya sucuk kattı.Sucuğa ekmek bandı..Festivalde sucuk istedi..Taksiye bindi elinde elinde sucuk,aklında sucuk..Adeta kendini kaybetmişti.Hunharca sucuk tüketirken Köftehanı ihmal etmişti. Köftehan içine kapanıp kendini Bodrum'a attı. Artık orada yaşayacak, hayatını insanlara köfte sevdirerek geçirecek, ikizinin ihanetini sindirecek belki de yeniden doğacaktı.

* * *

Bir ağustos ayıydı...
Paslıhan Bodrum'a gitmiş 'pastırma sıcakları' söz öbeğine karşı gelememişti yine...Arkadaşlarıyla iyice azıtmış, yoldan çıkmış, hırsızlık, zina ve alkolle yüz göz olmuştu.Köftehan artık bu söylentilere dayanamadı ve Paslıhan'ın olduğu sucuk evine gitti.Paslıhan onu görünce eli ayağı buz kesti, kanı çekildi, diyecek tek sözü yoktu. Evet o an aklı başına gelmişti ama ne diyebilirdi?!Kendini nasıl affettirebilirdi??Tüm bu düşünce silsilesi acı bir nida ile kesildi..
Köftehan öfkesini kustu:

sucuk sevici cüce...

1 comment:

Butterscotch said...

lanet olsun sana
nefret ediyorum senden nefreet nefreeet *yatağına yüz üstü atlayarak ağlamaya devam eder...*